🎊 Sonsuz Aşk Cunda Hangi Otel

jAxiKBR. Anlami da hilal demektir. Arama motoru Googleın adı bir matematik terimi olan ve 10un 100. Ask Ne Demek Tdk Ya Gore Ask Sozluk Anlami Nedir Tdk Anlami Haberleri 2222019 1658 Son kelimesi hangi dilden gelir. Zira kürtçede kadının karşılığı jindir ve jin aynı zamanda hayat anlamına gelir. Türkçe Renkler Hangi Dilden Geliyor. Hanım Kelimesi nereden geliyor merak ettiniz mi. Aşeka kelimesi ile Aşk kelimesi aynı kökenden gelir. Nankör kelimesi de dilimize Farsçadan geçiyor. TDKye göre aşk kelimesi anlamı şu şekildedir. Farsça da Ağzına kadar dolu anlamına gelir. Filizlenen bitkinin su ihtiyacından olsa gerek. YAŞ eki bitkinin ilk evresindeki dönemdir yani YAŞ ıslak nemli anlamında kullanılır. Yabancı kelimeler manyak kelimesi yunancadan mani manya kelimelerinden türemiş saplantılı ruh hali delilik örnek. 2322019 1524 Hadi ipucu sorusu. Aşeka sarmaşığı yanında bittiği ağacın etrafını ve gövdesini sarar. Aşk Arapça dilinden Türkçemize geçmiştir. TDKya göre Müsamaha ne demek. Aşk kelimesinin aslı IŞKtır. Lebalep kelimesi Farsçada dudak anlamındaki leb kelimesinden türemiştir. Katı olan googoldan geliyor. Sözcüğün kökü hicr kelimesi Arapçada hicret ve göç anlamlarında. Kimileri yabancı kelimelerin Türkçeden atılmasını istiyor Öztürkçeyi öneriyor Buna karşı çıkan eBakiler ise Yabancı kelimeleri atmak. Aşk kelimesi de Aşeka kelimesinden türemiştir. Sonuçlarsa tahmin ettiğinizden çok daha farklı. Suç teşkil edecek yasadışı tehditkar rahatsız edici hakaret ve küfür içeren aşağılayıcı küçük düşürücü kaba müstehcen ahlaka aykırı kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali hukuki cezai. SİYAH- Siyah kelimesi direkt Farsçadan dilimize geçmiştir eski sanskritçede Syawdir. Maraton kelimesi bu zaferi haber vermek için Marathondan Atinaya kadar koşan yaklaşık 42 km mesajcıdan dolayı ortaya çıkmıştır. Peki müsamaha kelimesi hangi dilden gelmiştir. Işk kelimesi ise AŞEKA denen bir sarmaşıktan almıştır. Farsça nân yani ekmek ile kur yani kör kelimesi. Türkçede hangi dilden kaç kelime var. Müsamaha diyanete göre ne anlama gelir. Aşk ın sözlük anlamı aşırı sevgi ile bağlanma şiddetle sevme şiddetli ve yakıcı sevgi olsa da kelime kökenini incelediğimizde farklı dillerde farklı. Yani hilal seklindeki ekmege hilal diyolar daha ne kadar acik olabilirdi ki. Cengiz Han hanlarına Ben Hanlar Hani Cengiz Han hepinizin hanıyım demiş ve sonra eşini. Lebâlep sözcüğü eskiden beri günümüze gelen kelimeler arasında yer almaktadır. Aşk kelimesi dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir. Manyak güzelkorkunç gzüel manyak gibi. Ancak günlük hayatta kullandığımız sözcüklerin hangi dilden geldiğine ya da kökenine hangi sözcüklerin birleşimi olduğuna bakınca etimoloji yani köken bilimi oldukça eğlenceli bir hal alır. Sözlük yazarı bir adam yaratamamak kadın kelimesi hangi dillerde hangi kelimelerden türediğini anlatmış. Lebalep hangi dilden gelir. Lebalep kelimesi Osmanlıca divanlarda sık sık kullanıldığı görülür. Kruvasan icin epey bi kasma olmus bence kruvasan kelimesi crescent kelimesinden gelir ki bu kelimenin fransizcasi da croissant dir. MUHACİR KELİMESİ HANGİ DİLDEN GELMİŞTİR. Söylenişe göre birgün Cengiz Han tüm hanlarını toplamış sağ yanına da eşini oturtmuş. Sardığı ağacın şeklini alırŞeklini aldığı gibi tüm besinini ve suyunu alır ve ağacı kurutup öldürür. Aşeka Arabistanda bir sarmaşığın adıdır. Muhacir kelimesi Arapçadan günümüze kadar gelmiş bir kelimedir. Ruj kelimesi dilimize hangi dilden geçmiştir. Ağacın suyunu emiyor ve onu zayıflatıyor. Iyi yapan dil kürtçedir. Ruj kelimesi o dilde ne anlama gelir. 17 Nis 2017 Yanıtla Beğen 14 Şikayet Et Engelle. Diye hitap eder ama nereden geldiğini bilmeyiz çoğumuz. Bu sarmaşık öyle bir sarmaşıktır ki ağaca sarıldığı anda ağacı kurutuyor. Türkçede ki hangi kelime hangi dilden gelmiş anlamı kökeni nedir. YAŞIL taze bitki rengi anlamına gelir. Çoğu erkek eşine HANIM. Arapca Guzel Sozler Arapca Ask Sozleri Guzel Soz Araba Ask Sozleri Words Panosundaki Pin Bir Bilgi19 Adli Kullanicinin Words Panosundaki Pin Ilham Verici Sozler Ilham Verici Alintilar Ilham Veren Sozler 4 Begenme 1 Yorum Instagram Da Kbly Acar Bazi Kelimeler Cok Guzeldir Lugat365 Ask Bilgelik Alintilari Ilham Verici Sozler Ayrilik Sozleri Ask Kelimesi Arapca Aseka Dan Gelir Aseka Agaci Sarip Besinini Alip Zamanla Kurutarak Olduren Sarmasiktir Gercekler Ozlu Sozler Bilgi Hemdem Dilimize Farscadan Gecmistir Birlikte Anlamina Gelen Hem Ile Nefes Anlamina Gelen Dem Kelimelerin Bilgelik Alintilari Ilham Verici Sozler Deyisler Dilbilgisi Turkce Sozluk Panosundaki Pin Serendipce Bilgelik Alintilari Ilham Verici Sozler Ilham Verici Alintilar Ne Guzel Kelime Ilham Verici Sozler Ilham Veren Sozler Deyisler Ask Kelimesinin Kokeni Neye Dayanir Biliyor Musunuz Kizlarsoruyor Cigerpare Farscadan Dilimize Gecen Ciger Ile Parca Anlamina Gelen Pare Sozcuklerinin Birlesiminden Olusur Cig Farsca Akrostis Siirler Bilgelik Alintilari Sayende Koku Farsca Daki Saye Yani Golge Kelimesine Dayanan Cok Mutevazi Bir Kelimedir Bir Kisiye Senin Sayende Buralara Geldim Deyisler Edebiyat Farsca Tek Kelimelik Sozler Ask Sozleri Ask Romantik Ask Sozleri Platonik Gercekte Karsiligi Olmayan Hayalde Var Olan Dilimize Fransizcadan Gecmistir Ve Eski Yunan Fi Ilham Verici Sozler Guzel Soz Ilham Verici Alintilar Osmanlica Ilham Verici Sozler Bilgelik Alintilari Deyisler Berceste Secilmis Guzel Degeri Yuksek Dilimize Farscadan Gecmistir Sicramis Manasina Gelen Ceste Ke Ilham Verici Sozler Guzel Soz Ilham Verici Alintilar Ask In Kelime Kokeni Bilgiustam Nayino Kelimenin Bir Kac Karadenizli Ezgide Gecmesinden Oturu Lazca Bir Sozcuk Oldugu Sanilmaktad Ilahm Veren Alintilar Bilgelik Alintilari Ilham Veren Sozler Ekin Kaya Adli Kullanicinin Panosundaki Pin Alinti Sozler Edebiyat Guzel Soz Başrollerini Fahriye Evcen ve Murat Yıldırım’ın paylaştığı Sonsuz Aşk filminin Cunda adasında gerçekleşen çekimlerinden şahane kamera arkası görüntüleri yayınlandı! Fotoğraf TAFF Fahriye Evcen; kardeşiyle kurduğu düzende, küçük mutluluklarla yaşamını renklendiren Zeynep karakterini canlandırırken, Murat Yıldırım ise işine bağlı, genç yaşta profesör olan cerrah Can karakteriyle izleyicisiyle buluşacak. İlk bakışta hiçbir ortak noktaları yokmuş gibi görünen, Can ve Zeynep beklenmedik bir şekilde birbirlerinin hayatlarına dahil olduklarında, aşılması zor engelleri de beraberinde getiren sonsuz bir aşkın içine düşerler. Fotoğraf TAFF Gel, bu eğlenceli görüntüleri bir de birlikte izleyelim! Sonsuz Aşk filmi bugün televizyon ekranlarında yayınlanacak. Film ATV ekranlarında izleyici ile buluşacak. Filmin başlamasına kısa bir süre kala, Sonsuz Aşk filminin çekildiği yer, hangi otelde, adada ve hastanede çekildiği merak ediliyor. Kadrosunda birçok tanıdık oyuncu bulunan Sonsuz Aşk filmiyle ilgili ayrıntıları, haberimizden öğrenebilirsiniz. SONSUZ AŞK FİLMİNİN ÇEKİLDİĞİ YER NERESİ HANGİ ADADA ÇEKİLDİ Sonsuz Aşk filminin çekimleri için Balıkesir'in Cunda Adası'na set kuruldu. Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlı olan Cunda Adası, en sevilen turistik mekanlar arasında yer alıyor. Çekimlerin bir kısmı da İstanbul'da yapıldı. Filmin hangi otelde ve hastanede çekildiği ile ilgili ise herhangi bir bilgi bulunmuyor. SONSUZ AŞK FİLMİ OYUNCU KADROSU İSİMLERİ Fahriye Evcen Murat Yıldırım Fatih Al Filiz Ahmet Ege Aydan Fatih Doğan Didem İnselel Zeynep Özder Biliyorsunuz, 8. Blog turumuzun kitabı Jale Demirdöğen'in kaleminden çıkan HAYAL. Ben de turumuzun 3. gününde kendisi ile güzel bir röportaj yaptım. Şair ve yazar Jale Demirdöğen'e, yeni kitabı ve kendisi ile ilgili sorduğum tüm sorulara vermiş olduğu samimi cevaplar için teşekkür ederim... 1- Merhaba. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularınızın da merak ettiği bir soru ile başlamak istiyorum. Jale Demirdöğen kimdir? Merhaba. Asıl ben teşekkür ederim. Açıkçası romanlarımdan söz etmek kendimden söz etmekten çok daha keyifli ve kolay. Yine de sorunuza en kısa şekliyle şu cevabı verebilirim. Jale Demirdöğen, şiirlerin o çiçekli sokaklarında dolaşırken romanlara açılan kalabalık ve tedirgin caddeyi fark edip aniden ve kararlılıkla o caddeye doğru yürüyen biri. Dünyaya satırların arasından bakarken kendisi dahil kimseyi incitmekten çekinmeyen, satırlar aradan kalktığı zaman ise oldukça sakin... Biraz kadın, biraz erkek, biraz çocuk, biraz anne ve sözcüklere tutkulu bir yazar, İzmir ve Cunda adındaki iki sevgili arasında gidip gelerek birini diğeriyle aldatmaktan büyük haz almaya devam eden bir sadakatsiz. Hepsi bu. 2- Yazma serüveniniz nasıl başladı? Okuduklarımı değiştirme ve onları yeniden yazma arzusunu içimde hissettiğim zaman, kendimi yazıyı düşünürken bulmuştum. Sanırım daha lise yıllarımdı. Belki de daha erken. Önceleri bir çeşit memnuniyetsizlik ve ukalalık sandığım bu değiştirme arzusunun, gerçekte, okuduklarımı değil de yaşananları değiştirme arzusu olduğunu fark edinceye kadar geçen bütün zamanlar boyunca elime geçen her şeyi okudum. Önce yazılanları okursunuz ve sonra onları yazanları. Seçici olmaya başladığınızı fark edersiniz. Satır arası yolculuklar ise daha sonra başlar ve satır aralarından sızıp yeni yollar keşfedersiniz; size pusulası açıkça verilmemiş yollar... Bu yollardan birine girdiğiniz zaman yaratırken her şeyin sizin elinizde olması duygusunun nasıl da büyülü olduğunu görürsünüz ve fakat çok da tehlikelidir; çünkü bir yaşantı anlatıp ona bir son yazmaya soyunmuş herkes aslında Tanrı'ya öykünmüş demektir. Bu öykünme sizde adil davranma arzusunu da doğurur. Ya da doğurmalıdır demeliyim. Acaba bunu başarabilecek misiniz? Bu soru, yazıya hevesli herkesin en büyük merakıdır. Bu merakın neticesini almak için duyduğunuz heves yerini aşkla değiştirdiğinde yazma eylemi başlar. Yazmak bir düzen bozma ve düzene sokma arzusudur. İkisini tek eylemle yapabilme tutkusu. En azından bende böyle oldu. 3- Hayal kitabından önce yazdığınız dört romanınızı da okudum. Beni en çok etkileyen ve en fazla ağladığım kitabınız “Kan Ağacı” oldu. Sanırım birçok okuyucunuz için de durum aynı. Nedir Kan Ağacı'nın sırrı. Okur hangi romanda anlatılan yaşantıda ve hangi karakterde kendini daha fazla bulursa, o romanı daha fazla sahiplenir. Okur sanırım biraz da gözyaşını seviyor Kan Ağacı'na okurlarım tarafından verilmiş böyle bir ayrıcalık var, evet. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum fakat illaki Kan Ağacı'nın bir sırrı olduğundan söz edeceksek yalnızca birkaç olguya değinebilirim. Taşra insanı ile metropol insanı arasında kurmaya çalıştığım denge, hüzünlü ve çarpıcı bir hikayenin karakterlere sindirilişindeki doz ve şüphesiz ki karakterler. Bir romanı okura karakterler sevdirir. İzmir'e gelip, Halil Rıfat Caddesi'ne çıkan sokak arası merdivenlerde Derman'ı bulmaya çalıştığını söyleyen çok okurum var. Ya da Kan Ağacı'nın bir kurgu olduğuna inanmayanlar... Kan Ağacı'nda durum böyleyken, Cunda'nın dar sokakları arasında gezinip Gece'nin, Rüzgar'ın, Rauf'un evini bulmaya çalışan okurlarım var. Hayal'i henüz bilmiyorum fakat ortaya bu kadar gerçek yaşantılar koymuş olmanın mutluluğunu tüm romanlarımda olduğu gibi, Kan Ağacı da bana dönüşlerindeki coşkuyla sık sık yaşatmıştır. Bu görüşlerimin hepsi okur gözüyle bakmaya çalışarak edindiklerim. Yazarı olarak ise ben, Kan Ağacı'nın satırları arasına serpiştirdiğim sevgiyi bütün romanlarıma eşit dağıtıyor oluşumun huzurunu yaşıyorum. 4- “Hayal” kitabınızı okuyucularınız olarak çok bekledik, merak ettik ve sonunda kavuştuk. Peki sizin açınızdan yazım ve basım süreci nasıl geçti? 2009 yılında Kusursuz Veda ile başlayıp 2012'ye kadar üst üste her yıl bir roman vermek, üstelik bunu, yaratıların birbirlerini ezmesine müsaade etmeden yapmaya çalışmak tahmin edersiniz ki yıpratıcı bir süreçti ve ben de bir süre dinlenmek istedim. Okurumu beklettiğim bu buruk fakat mecburi süreçte, Hayal, uzunca bir süre satırlara dökülmeden benimle kaldı. Satırlara dökülüşü ise herhangi bir romanımdan daha fazla ya da daha az sancılı olmadı. Siz anlatıyı, anlatı da sizi bünyesine alıncaya kadarki süreç sıkıntılıdır. Sonra aranızda bir barış imzalanır ve akıp gider. Basım süreci ise tamamıyla, kararlarına saygı duyduğum yayınevim Nemesis Kitap'ın belirlediği takvime göre ayarlanır. Yine öyle oldu. 5- “Hayal” kitabındaki karakterlere hayat verirken neler düşündünüz? Sizi zorlayan bir karakter oldu mu? Hayal'in karakterlerine hayat verirken, her romanımda olduğu gibi, beni ilk önce şahsi olarak rahatsız eden, sonrasında da toplumun bir yarası hâline dönüştüğünü bildiğim duruşları, durumları, ilişkileri, bakışları ve yargıları düşündüm. Hayal'in diğerlerinden farkı belki de biraz daha içinde bulunduğumuz gündemle örtüşmesi olabilir. Mahalle baskısıyla, hurafelerle, din terbiyesi adı altında dayatılan safsatalardan oluşmuş kurallar yığınıyla büyütülen çocukların yetişkinliklerine bir ayna tutmak istedim. İnanma ihtiyacının yoğunluğu ile cehalet birleşince ortaya çıkması kaçınılmaz olan inancın amacını aşması, bir fikr-i sâbit hâline gelmesi durumu ve bunun neticesinde yaşanılan dramlar ilk önce bir insan, sonra bir kadın ve nihayetinde bir yazar olarak her zaman canımı acıtmıştır. Bu acıya okurumun da dikkatini çekmek istedim. Hayal'in zorluğu, adını romana da veren Hayal karakterinin yaşantısının, alışık olmadığımız, uzak durduğumuz, aslında bilmek bile istemediğimiz, çoğumuzun belki yaftaladığı, belki aşağıladığı, belki de dışladığı bir yaşantıydı. Bunu bir kenara bırakırsak, Hayal içimizden biriydi. Belki evimizin kızıydı, belki komşumuzun çocuğuydu; biz bile bir Hayal olabilirdik cehalet ve kader el ele verseydi... Tüm romanlarımı okumuş biri olarak benim iyi ve kötü, hatta ana ve yan karakter ayrımına gitmeden davrandığımı bilirsiniz. İnsan her koşulda insandır ve her şeyi yapabilmek üzere donatılmıştır. İyiyi de kötüyü de. Sebeplere dikkat etmek lazım. Ben sebeplere eğildim. Sebepler de daima sonuçları doğurur. Beni zorlayan bir karakter oldu mu? Hayal'i, Mutsuz Çocukların Tanrısı'ndan daha önce yazmış olsaydım bu romanda beni zorlayan karakterler olduğunu söyleyebilirdim. Hayal'in yaşadığı hayatın ağırlığı buna sebep olabilirdi ki zaman zaman oldu da. Fakat sıralama böyle olunca o çok zorlayıcı olan, bir önceki romanda kaldı demem gerekir. Romanlarım içinde, yazarken beni en çok zorlamış karakterim Berat Barutçu'dur. Hayal'de ise, zorlamak değilse de, Hasan Baba karakterinin yazım süreci boyunca beni oldukça şaşırttığını söyleyebilirim. 6- Hayal kitabının hikayesi nasıl ortaya çıktı? İlkinden başlayarak sonuncusuna kadar, romanlarımın filme çekilmesi gerektiğini söylemeyen herhangi bir okur mektubu almadım. İçten bir dilekle sunulmuş bu büyük alkışa karşılık bir film çekmek istedim, hepsi bu. Romanımı bir filmin içine yerleştirme fikri böyle doğdu. Hikayeler ise beni sarsan bir besteyle başlar. Ben hikayeden çok müziğin gelip beni bulmasını beklerim. Hikaye sonraki iş. Doğru müziği yakaladığım zaman hikaye de gelir. Hayal, epeyce karanlık bir dünyanın insanı. Onun gibi birini yazmayı hep istemiştim. O, peşinden sürükleyerek getirdiği müziğinin eşliğinde beni karanlığına çekebilmeyi başardı. 7-Kitap, Hayal'in kitabı, ancak diğer iki karakterin aşkı beni çok etkiledi. Peki sizce aşk nedir? Bir romanda hiçbir karakter, diğerleri olmadan, onlardan bağımsız olarak tek başına kahraman olamaz. Çünkü hayat da öyledir. Birlikte yaşadığımız insanların aynasıyızdır çoğunlukla. Onlarla ilgileniriz, onları ilgilendiririz ve onların davranışlarıyla tetikleniriz. Bu sebeple, sözünü ettiğiniz aşk, kitabın tek başına Hayal'in kitabı olmadığının da göstergesi. Peki, bence aşk nedir? Olanca gürültüsüne rağmen bir sessizlik hâlidir. Dokunulmazlıktır. Öyle olmalıdır. Bunca insan onu tarif etmeye çalışmasaydı, bir o kadar insan onu yaşar ve hazzını almaya fırsat bulurdu. Onu tariflendirdikçe kurallar ve çerçeveler içine sıkıştırıyoruz. O da o çerçevelere dar geliyor ve uçup gidiyor. İnsan soyut olanı somutlaştırmak ve gözler önüne sermek için elinden geleni yaptıkça, o, soyut olarak yaşayabileceğini hissettiği yere kaçacaktır. Bütün kalbimle söylüyorum ki, sanıldığının aksine, aşk en derin sessizliği nerede bulursa, en büyük gürültüyü orada çıkarır. 8- Yasin ve Dua'nın hayatını anlatan bir kitap gelir mi? Hayal kitabının devamı niteliğinde olabilir mi? Hayır. İkincisi, üçüncüsü hatta serisi çekilen bir filmin bile, ilkinden sonrasını izlemeyi reddeden biri olarak ne kadar talep olursa olsun bitmiş bir anlatının devamına kalkışmam. Gerçekleşeceği anlamına gelmesin ama eğer bir gün bu prensibimi bozacak olsaydım, yalnızca Mutsuz Çocukların Tanrısı romanımın kahramanı Berat için bozardım. Onun ayda neler yaptığını düşünmekten uyuyamadığım gecelerim oluyor hâlâ. 9- Kitabın finali beni oldukça duygulandırdı, hatta ağlattı. Yazarken siz neler hissettiniz? Okuru duygulandıran ve ağlatan satırlar, yazılırken yazarını da duygulandırmış ve ağlatmış demektir. Okur, samimiyetle samimiyetsizliği bir çırpıda kavrar. Okuru asla kandıramazsınız. Bu yüzden siz neler hissettiyseniz, ben de benzer hisler yaşamışım demektir. Bu hislere, anlatının finalinde adil davranma çabasını da eklerseniz, okurdan daha fazla acı çektiğim yadsınamaz sanırım. 10- Okumayı en çok tercih ettiğiniz kitap türleri nelerdir? Farklı bir türde yazmak ister miydiniz? Kitap seçerken, "Best seller" olarak adlandırılan fakat çevrildiğinde, bizde tam da karşılığını bulamamış olduğunu düşündüğüm türden uzak durmak dışında özellikle bir tür tercihim yok. Eğlencelik, kısa vadeli, dimağımda iz bırakmayacak bu tür kitapları kitaplığıma almam. Bu sebeple bu türün çok popüler olanlarının bile cahiliyim diyebilirim. Ben yıllar sonra bile yeniden elime aldığımda, bana farklı tatlar verebilecek, beni, anlattığı şeyden çok anlatım şekliyle zenginleştiren kitaplar okumayı seviyorum. Edebiyat, lezzettir. Popüler kültüre hizmet edenler ise benim için yemekten önce iştah tıkayan çerezler gibi. Farklı bir türde yazmak ister miydim? Edebiyat uçsuz bucaksız bir derya. Neden olmasın? Kendi çizgimde ve üslubumda bir gerilim romanı yazmak heyecan verici olurdu mesela. Ya da bir mesneviyi romanlaştırmak... Kim bilir, belki bir gün. 11- Biz sizin kitaplarınızı okumayı çok seviyoruz. Peki siz hangi yazarları okumayı seviyorsunuz? Çok zarifsiniz, teşekkür ederim. Ben biraz tutucuyum. Benimsemem de vazgeçmem de zor oluyor. Döne döne Marquez okuyabilirim mesela. Yeniden yeniden Patrick Suskind... Michael Cunningham, Elias Canetti ve Cesare Pavese, Milan Kundera vazgeçmediklerim. Yiğit Okur da öyle. Aslı Erdoğan okumak bir şölen. Hamdi Koç ve Hakan Günday, heyecan verici. Ritsos ve Mayakovski, başka bir evren. Rimbaud seçmeleriyle günlerimi geçirebilirim. İnsanın sevdiği yazarları, hele ki şairleri sıralaması üzerindekilerden soyunmak gibi. Öylesine kat kat giyinmiş haldeyim ki; çıkardığım bu kadar parça şimdilik yetsin; üşümek istemem 12- Kitaplarınızı okuyan kişiler tarafından övgü kadar, eleştiri de alıyorsunuzdur. Eleştirilere karşı nasıl bir bakış açınız var? Bu iyi mi yoksa kötü mü bilmiyorum fakat şimdiye kadar beni düşündürecek ya da bir sorguya itecek kadar ağır bir eleştiri almadım. O da olacaktır. Olsun da zaten. Eleştiri yalnızca yazar için değil, sanatın tüm dallarında, sanatçının büyümesini sağlayan bir kamçıdır. Tabii ki eleştiri, anlatı için seçilen yaşantıya değil, anlatıma dair mesnedi olan ve düşündüren bir özelliğe sahipse. Karakteri sevmeyip romanın tamamını gözden çıkaran ya da bakış açıma silah tutan bir eleştiriyi dikkate almam. 13- Son olarak okuyucularınıza söylemek istediğiniz neler var? Okuyucularım, onları sevdiğim ve sevmenin ötesinde çok önemsediğimi bilir. Çizgimi korumakla onların güvenini kazandığımın bilincindeyim. Bu yüzden bir gün farklı bir türü denemek ister ve onların karşısına farklı bir tarzla çıkarsam beni garipsemeyeceklerini bilirim. Çünkü üslup parmak izidir derim her seferinde. Onlar benim üslubumu, nerede olsa fark eder. Ben okuyucularımı şaşırtmam ve onlara son olarak hep aynı sözcüğü söylerim mesela. Yine öyle yapacağım Lacrimosa...

sonsuz aşk cunda hangi otel