⛈️ Şimdi Gemiler Geçer Uzaklardan Gönlüm Güvertede Sereserpedir
FMaD9Ow. Şimdi gemiler geçer uzaklardan Gönlüm güvertede sereserpedir. Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek Ne biletim ne param ne dostum var Pır pır eder yüreğim bakındıkça... -Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir. Terme köprüsünden kamyonlar geçer, Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı Cigaramı yakar evime dönerim... -Gidin gemiler, gidin Vardığınız yerlere selam edin Gün olur bütün kaygılardan uzak Ben de gelirim... © 2003-2022 Her Hakkı Saklıdır.
Şiir ve gemi ilişkisindeki algılar, hayaller ne kadar çeşitli olursa olsun, gemi, her zaman bir yolculuğu akla getirir. O, bazen ruhun bedenden ayrılışı, bazen şairin zihinsel yolculuğunun nesnesi, bazen de ölüme götüren vasıtadır. Kimi zaman da gemi, içerisinde kaçış duygusunu barındırır. Gemi, içerisinde çok farklı anlamlar barındıran bir mecaz olarak şiir tarihindeki yerini alır. 1. Yahya Kemal Beyatlı – Sessiz Gemi Josef Koudelka – Boat Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. 2. Ahmet Hamdi Tanpınar – Selam Olsun Henri Cartier-Bresson – Torcello, 1953 Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan, Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan, Dönmeyen gemiler olduk açıktan, Adımızı soran, arayan var mı? 3. Cahit Sıtkı Tarancı – Batan Gemi Ara Güler – Beylerbeyi İskelesi, 1960 İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim! Sağa sola sallanıp, bakın, çırpınıyorum; Fakat bilmem ki sarhoş onlar mıdır, ben miyim; İnsanlar dalgasına tutulmuş bir gemiyim! 4. Ahmet Kutsi Tecer – Deniz Alex Majoli – Kongo, 2003 O yandan bir vapur, bu yandan yelken, Kimi dün kalkmıştır, kimi bu sabah. Kim bilir nereye doğru giderken Onları burada topluyor Allah. Ey şimdi hepsinin ardımda kalan Yüzleri dağılmış, solgun birer iz, Hemşirem teselli, kardeşim yalan, Gidiyorum artık çağırıyor deniz; 5. Munis Faik Ozansoy – Gurbet Türküsü Leonard Freed – Düsseldorf, 1957 Ey yol hazırlığıyla, sabırsızlanan gemi, Sen bari anla derdimi, üzgün düşüncemi Al, durmadan götür beni sonsuz denizlere, Mehtabı, fecri, akşamı bambaşka bir yere… 6. Attila İlhan – Karantinalı Despina Abbas Attar – Mali, 1994 Gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması Havuzda samanyolunun hisarbuselik şarkısı Demlendikçe yalnızlığı aydınlanıyor muammer bey Olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması 7. Nazım Hikmet – Hasret Werner Bischof – Hong Kong, 1952 Gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider! Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder. Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter. Ve madem ki bir gün ölüm mukadder; Ben sularda batan bir ışık gibi sularda sönmek istiyorum! Denize dönmek istiyorum! Denize dönmek istiyorum! 8. Özdemir Asaf – Pay Herbert List – Hamburg, 1933 Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. İnanırdım saadetli yolculuklara. Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz. Bütün hızımla koşardım dalgalara. O zaman beni görseydiniz. Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. Beni o zaman görseydiniz Siz de gelirdiniz peşimden 9. Orhan Veli Kanık – Ayrılış Trent Parke – Sidney, 1999 Bakakalırım giden geminin ardından; Atamam kendimi denize, dünya güzel; Serde erkeklik var, ağlayamam. 10. Oktay Rifat – Duvar Jean Gaumy – Normandiya, 1994 Kireç badanalı duvara, Kömürle adını yazdım. Bir gemi resmi çizdim üstüne, Balıklarını dizdim. Gemi aldı götürdü seni, Tükürdüm mavisine.. Sildim denizlerini bozdum. 11. Turgut Uyar – Akşam Üstü Rüyası Elliott Erwitt – New Orleans, 1954 Şimdi gemiler geçer uzaklardan Gönlüm güvertede sereserpedir. Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek Ne biletim ne param ne dostum var Pır pır eder yüreğim bakındıkça 12. Edip Cansever – Bu Gemi Ne Zamandır Burda David Seymour – İspanya, 1936 Bu gemi ne zamandır burada Çoktan boşaltmış yükünü Gece de olmuş, rıhtım da bomboş Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa Arkada, güvertede Ah, neresinden baksam sessizlik gene. 13. Gülten Akın – Ayrılanlar Gemisi Elliott Erwitt – Amerika, 1950 Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın Yanaşmadan özleminin limanlarına Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin Uzasın dönmenin saçları, çağırma uzasın 14. Cemal Süreya – Bir Çiçek Sergio Larraín – Paris, 1959 Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, Güverteleri uçtan uca orman; Aldım çiçeğimi şurama bastım, Bastım ki yalnızlığımmış. 15. Fazıl Hüsnü Dağlarca – Gönlümün İntihar Arzusu Herbert List – Fransa, 1932 Sükun bir gemi olur, gece bir deniz şimdi Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin. Sükun bir gemi olur, gece bir deniz şimdi Ki geçer dalgaları içimden serin serin. Kaynak
aradığınız sayfa bulunamadı Page not found. ana sayfaya dön
En Güzel ve Kısa Turgut Uyar Aşk Şiirleri Turgut Uyar, Türk edebiyatının önde gelen şairleri arasında bulunmaktadır. 1985 yılında hayata gözlerini yuman Uyar geride birçok edebi eser bırakmıştır. Bu edebi eserler arasında en çok sevilenler ise şiirleri olmuştur. Bu içeriğimizde tıpkı Turgut Uyar sözleri içeriğinde olduğu gibi Turgut Uyar’ın en güzel ve anlamlı şiirlerini derledik. İşte en güzel Turgut Uyar aşk şiirleri… Turgut Uyar Şiirleri; 1. Göğe Bakma Durağı İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım 2. Türkiyem Seni boydan boya sevmişim, Ta Kars'a kadar Edirne'den. Toprağını, taşını, dağlarını Fırsat buldukça övmüşüm. Sen vatanımsın, ekmeğimsin Duyduğum, bildiğim zafersin yıllarca... Zonguldak'ta 63 numara Nazlı sahiller Akdeniz'de. Sevdasın ciğerlerimde parça parça Yarı kalmış dileğimsin... Sen Koçhisar'da tuzum, Sille'de kızım... Çift kulaklı Sürmene bıçağı belimde. Varmışım çiğ köfte yemeye Adana'ya Dadaloğlu'ndan bir koçaklama dilimde - Şu yalan dünyaya geldim geleli... Hey vatanım, bacım, sağdıcım, emmim Senden bir yara her yerimde. Desteye güreşmişim Kırkpınar'da. Durmuş da yorgunluk çıkarmışım, Bir akşam vakti Dört bardak kırtlama çayla Erzurum'da.. Ardahan'a varmışım yollar uzamış Bel vermiş, yol vermemiş dağlar. - Yüce Tanrı dört yanını bezemiş, Beni yakan bir Konyalı kız imiş.. Seni boydan boya sevmişim Ta Edirne'ye kadar Kars'tan. Taşını, toprağını, yiğidini, Fırsat buldukça övmüşüm... 3. Akşamüstü Rüyası Şimdi gemiler geçer uzaklardan Gönlüm güvertede sereserpedir. Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek Ne biletim ne param ne dostum var Pır pır eder yüreğim bakındıkça... -Uyan Turgut um, garibim, uyan Bura Terme'dir. Terme köprüsünden kamyonlar geçer, Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı Cigaramı yakar evime dönerim... -Gidin gemiler, gidin Vardığınız yerlere selam edin Gün olur bütün kaygılardan uzak Ben de gelirim... 4. Baharı Bekleyene ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime çünkü kış bir hazırlıktır soluğuma kıpkırmızı gülüme nice kırmızı ayaklar gelip geçti o gün katar katar kış günleri sözgelişi ben bir çöp bile almadım elime altı kız bir ay ışığı def çalıp şarkılar söylediler beri yanda ormanlar yanardı, ciğerpareler lime artık su uyur aşk uyanır mendilim kana boyanır bilirim bu baharda da herkes hasetlenir halime ve ellerim batık bir suda akar gözlerim her şeye bakar bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak elleme su uyur düşman uyumaz suların dibi güllerde altı kız bir oğlan def çalıp şarkılar söylediler baktım birinin kara bir gecesi düşüvermiş mendilime şimdi elimde baston silah, başımda şapka öyle ağzımda kurşun hızında seçtiğim her kelime su. hiç kimse durmazsa her şey yürür, bu aşk demektir her şey kullanılmazsa dirim bir ihanettir ölüme sakiniz elimiz filan temiz baharı filan bekleriz fincanı tastan oyarlar içine bade mi koyarlar biz silah kuşanırız bize bir şey söyleme 5. Biliyor Musun biliyor musun aşk şiiri yazmaktan bıktım bir gün şöyle bir baktım yazdığım bütün şiirler öyle bir sarsılma, nedir bu bir otuz aşk şiiri daha kendimi hiç suçlamadım peki o zaman ben neden dereceler sokayım koltuğumun altına ateşim varsa zaten ey gözleri maden çünkü aşk bir suçlamadır sonuna kadar yaşanmamışsa bir bardak birada yeni bir deniz ve yağmur eski bir denizde yeni bir ada yaşanmamışsa sözgelimi Galata'dan Afrika'ya gidiyordum korsanları kralları ve bazı ülkeleri ve bütün madenleri ve kendi sonumu iyi görmüyordum sonunda her türlü madeni elimde bir sürü kağıtla hazırladım kendimi 6. Bıktım Böyle Üç yıl sonra mıydı bilmiyorum ama ekimin onbeşiydi biliyorum ekimin onbeşiydi ama ekimin onbeşinde ne oldu bilmiyorum herkesin sular gibi dağıldığı ama herkesin bir sur önünde miydik bir yolda mı semtini bilmediğim bir karakolda mı sonra topluca bir bahçede durduk bıktım böyle sayrılıklardan ateşim çıksa neyse ne neyi bıraksam aklımdan bir suya karışıyor bir büyük savaşda Kıbrıs kıyılarında vurulan ve ölen bir askerin çelik miğferi gibi dipde ışıltısını görüyorum yalnız elimi eteğimi çekiyorum bahçeden sazlıklara vuruyorum belleğimi zalim bir ilk yazdı ama yaşadığımız işte bunu unutmamalı unutmamalı bir ölüm nefes alırken bir dudakta öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı miğferin paslandığını usul usul bir yangının söndüğünü ve suların pırıl pırıl kaldığını bir otobüs Mersin’den Mardin’e giderken o zaman aşkınla dol kalbim nerden ne kadar derlediysen o kadar senin kendine seçtiğin alamet-i farika uzun bir gece görünümünde geçerli hala 7. Çok Üşümek Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın Bir Kalır yanık yağlar yataklarda o oteller Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri Bir Kalır Yılgın Adamların hep "Evet" dedikleri Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün 8. Kimsede Görmediğim Kimsede görmediğim bir şiir yüzü al ve akşamı aşıyor Eski bir tanrı gibi kendi dininde Uzun süren bir dönemi düşlüyor olmalı İçindeki bir içkinin sıcaklığında Suskunluğu bir başkaldırı olmalı Elleri ayakları sinemalara bulaşmış Romanlara bulaşmış Genel helalara bulaşmış Dağları iyi bilmediğinden Denizleri anımsamış olmalı Gözleri o yüzden çırpıntılı Kara başlıklı geçmiş, Sonsuz gelecek Şimdi burda vakit gece ya Bir yerlerde ey gözleri maden Gündüz olmalı Taşın içinde bir gündüz Demirin, ağacın. 9. Kurtarmak Bütün Kaygıları Sularsa akmak birgün birgün birgün Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün Birgün birer birer dağlara Ah nasıl dağlara birgün Ey birgün Çiçek açmak birgün Dağlara dağlara birer birer dağlara Otları büyütmek birgün Birgün köyler kentler yıkanık damlar geri dönmek birgün Birgün yeni dönmek Birgün dağlara çıkmak birer birer çıkmak çıkmak Su yürümek güneş bilmek Yeniden orda otlarda orda yeniden orda orda Bitkin birgül bulmak ve geri dönenler birgün Ey yorgun atlar, sayı bilmiyen çocuklar Ey bütün hazır elbiseciler ey, Birgün olmak, küskün keşişlerden olmamak birgün Dağlara dağlara çıkmak sular köprüler sular birgün çıkmak Eski kaba arabalardan inip birgün çıkmak Dağlara dağlara dağlara başka hiç Birgün dağlara. 10. Senfoni Önce sesin gelir aklıma Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli Sonra cumartesi günleri gelir Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak. Kırk kere söyledim bir daha söylerim Savaşta ve barışta, karada ve denizde, Düşkünlükte ve esenlikte Zamanımız apayrı bize göre Yanyana olduk mu elele Aç kalsak ağlamayız biliyorum. İçim güvercinleri okşamış gibi rahat Sen yanımdayken ister istemez Geniş meydanlarda akşam üstleri Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar. Sen yanımdayken ister istemez Uzak ırmakları hatırlıyorum. Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum... 11. Ses seni sonsuz biçimde buldum o biçimi almıştın sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın sen bir atmacanın en uzun çığlığısın, her türlü gökte göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun gel ellerini ver en güzel ellerini öyle ruhum, ateş yüreğim, kokum birlikte öyle... 12. Sulardan Ürkü suların çoğaltığı seslerden ürküyorum yorgunluk veriyor ürkü¹ alacakaranlık gibi anlamsız bir şey bir çoban kepeneği gibi ya da gelip çakılıyor aklıma sonra hiç bir şeye benzemiyor bir saat iki saat üç saat gibi şeyler oluyor ama hiç bir şeye benzemiyor tutturduğum türkü nedendir bilmem Edip le söylediğimiz zaman oluyordu halbuki - ¹ türkü ye kafiye aradığımı sandınız,yanıldınız! 13. Tut Ki Ben tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan ya da çok iyi bir şiir yazsan bir saatin aralıksız işleyişi bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi onun için her akşamı iyi yaşamalıyım yani kıskanılan onu demek istediğim hepsi 14. Yavaşça Oluyor Ellerime Susuz bir aklık başlayınca aramızdan yavaşça oluyor ellerime bulaşması, bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden bir meydan çarpmasından, beni hatırlamakların Bunlar bizim kızlarımızdır Kara güller önlerinde kara saçları çılgınca ikiye ayrılmış, - hiçbir şey eski açıklığında değil ki - yavaşça oluyor ellerime bulaşması, bir ot sesinden bir at akşamından, tam şehir içinde, otobüs durağında, birden ulaşılmaz gençlikleri herşeyin.. Yapmayın.. Nasıl inanırım eşitliğine! . Heryerde gençtir o Büyük Su. Kıyıdadır, boyalı sandallar ve sabah çocuğu kıyısındadır Kırları ve ormanı geçince hemen, şehir bitince yani çok kolay yani lokantalar bitince sayın örtüleriyle, kuzuların danaların kıyma yapıldığı kasaplardan sonra elmalardan karpuzlardan biraz ötede yani uzakta.. - hiçbir şey artık eski açıklığında değil ki - yani kiliseden bozma camilerde yani askeriye deposu yapılmış, yani burda, orta yerde, ışıkta ve parada zaman zaman gökyüzü gecesi aralığında. ..... Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir adam, kötü bir alışkanlıktan başka nedir bir adam... 15. İlkin Bunu kimse söylemedi belki düşündü çünkü vardır insanın yaşamasında uyku ve öfke gibi vardır kimse söylemedi tuzunu çoğaltan bir denizde nasıl batarsa güneş öyle bende kaçırdım ki gözüm bütün gün boyu lekelerde kaçırdım ama şöyle de söylenebilir şiirin bütün geçmişinin dışında önceden açıklanan her şeyin dışında örneğin en sıcak ülkelerin yazında en soğukların kışında yanarım üşürüm berbat olurum hiç bir şeye yaramam ama yine de seni severim o zaman sen de beni sev evet.
şimdi gemiler geçer uzaklardan gönlüm güvertede sereserpedir