🐶 Ölen Kişinin Gözleri Neden Açık Kalır

Edip Cansever - Sonrası Kalır II. Çünkü insan yalnızken katettiği yollardan. Ne zaman geri dönse yeni bir haber getirir. ( Kürk Tamircisi Yorgo ve Küçük Bir Olay) Sonrası Kalır II, bitti; oysa hiç bitmesin istemiştim Edip Cansever'le tanışıklığım. Sonrası Kalır I de bitmişti zaten. EDEBİYAT(Aşık tekke edebiyatı,halk şairleri) AHMEDİ (1334-1413) . Asıl adı Tacettin İbrahim Bin Hızır’dır.Doğum yeri Uşak’ın Sivaslı İlçesidir. XIV. asır Anadolu Türkçesi Edebiyatının en büyük şairidir.Aynı zamanda hekim, hattat, ressam ve alim bir kişidir. Ahmedi çok sayıda kaside,gazel söyleyerek;büyük Bu, benden öncekilerin de zikridir.”. Onların çoğu, bu gerçeği bilmez de onun için yan çizer.” (Enbiya 21/24) Doğru bilginin kaynağı Allah’ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan âyetler ve indirilen âyetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En’âm 6/80). ölen veya ölmekte olan bir insanın bakışları kadar dehşet ve korku verici başka bir şey yoktur. korku filmlerinde de en çok bu işlenir. tarihte halka ibret olsun diye yapılan halka açık idamlarda kurbanların yüzleri bilerek açık bırakılmıştır ki halk can çekişme anına tanık olsun, korksun ve ibret alsın. Savaş Atı (Michael Morpurgo) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili. Onları savaş ayırdı. Mücadeleler sınadı. Sevgi birleştirdi. "Albert ve annesinin karanlığa doğru yürümelerini izledim. O an ömür boyu sürecek bir arkadaşlığın temellerinin atıldığını anlamıştım; aramızda ansızın içgüdüsel bir güven ve sevgi Nedenbantlanır? Kapatmayı anladım da bantlamak nedir saatlerdir bu soruya odaklıyım - Diğer Sorusu Ölümanında gözlerinin açılması, ölen kişinin muhtemelen geçmişteki davranışlarından dolayı gelecekten korktuğunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Yaşam sonu iletişimi nedir? Yaşam sonu iletişimi, ölümcül bir hastalık ve ölüm teşhisini takiben ortaya çıkan hem sözlü hem de sözlü olmayan mesajları içerir. Ruhbedeni terk etmekle beraber her şey bittiğinden kişinin gözlerini kapatmaya mecali kalmaz böylece gözler açık gider.İnsan gözü açık öldüğü zaman vücut halen sıcakken gözü kapatılmalıdır. Yoksa vücut soğuduğu zaman gözleri kapatamazsınız.Bu fiziksel bir durumdur. Bir anlama gelmez. Ölüm esnasında bazı Ölüm her olay gibi, Allah'ın dilemesiyle hayır ve hikmetle gerçekleşir. Bir insanın doğum tarihi nasıl belliyse, aynı şekilde ölüm tarihi de daha o doğmamışken, dakikasına, saniyesine kadar bellidir. İnsan da kendisine verilen süreyi her saniye biraz daha tüketerek, o son ana doğru hızla yaklaşır. 6JZM. Pişmanlık SözleriNe güzel demiş üstad; Yar olsaydı kalırdı, yaraydı pişmanlık ne de isyan, derinden bir keşkedir gelmeyenlerin olacak. Bekleyenlerin değil!"Söz verirken acele etme. Çünkü söz namustur. "- Hz. Ali"Dönek yalnızlığım benim. Yine hangi pişmanlığın peşindesin."- Şükrü Erbaş"Ne mutlu, yaptığı suçtan pişman olup ağlayanlara! "- Hz. Muhammed"Birbirimize söyleyemediklerimizden pişman olalım diye, ölüm var."- Oğuz Balİnsanlarla mesafeli olmak iyidir, gereksiz pişmanlıklar yaşamazsın..."Pişmanlık, düşmüşlerin masumiyeti demektir."- Kleist"Hayattaki en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır."- TolstoyHiddet ekilen yerden pişmanlık Alessandro ManzoniÇok değer vermek demek, çok pişmanlık gelenin en iyisini yapan hiç kimse pişman George HalasPişman olmayı unut, yoksa hayat Jonathan LarsonBenim pişmanlığım başkalarının biz demiştik neşesine dönüşmeyecekse, rahat rahat pişman Çiğdem YalırsuDeğerini bilmiyorsa, yokluğunu tatması Arda ErelElinden geliyorsa kimseyi üzme, bırak onlar seni üzsün… Çünkü, acının sonu vardır, ama pişmanlık hep Olmakla İlgili LaflarSon pişmanlık neye yarar. Her şeyin bedeli var. Buraya kadar…Bir gün herkes birine geç kaldığına ya da birinden erken gittiğine pişman bir anda öyle büyük bir hata yaparsın ki… Yaptığın haya hayatını kaydırır. Kızacak bir suçlu da bulamazsın. Yapan sen, açı çekende sen…Bir gerçek var ki kimse için tükendiğimize gibi olmayı özlüyor insan, eskisi gibi verirken acele etme. Çünkü söz namustur. Hz. AliVe gün gelir tek gerçeği pişmanlık olur. Yaptıklarına pişmanlık yapamadıklarına pişmanlık…Büyük balonların eceli, küçük hayatında pişmanlık olarak yaşama… Hayatını anlık yaşarsan bugün ve yarın pişman şeye rağmen pişman olmamak en güzeli…Keşke gözümden milyonlarca yaş düşseydi de, sen düşmeseydin!Hayat acımasızdır. Bazılarını tanıdığınıza pişman eder. Bazılarını da daha önceden tanımadığınıza!Hayat için en iyisini yapanlar hiçbir zaman pişman geç pişman olanın vay başına. ShakespeareÇok değer vermek demek, çok pişmanlık sonu vardır ama pişmanlık hep kalır pişmanlıklarımın arasında başka yer hata, karşındakine haddinden fazla değer şehirde sen varsın, ben varım. Ama biz Cemal SüreyaBazen neden mi yalnız olmak istenir? Eğer bir insan yalnızsa birini bulamadığı için değil, insanlara güveni kalmadığı içindir. Birilerine güvenip pişman olduğu bir süre sonra sevdiğimiz kişilerin yüzleri pişman olduğumuz yüzlere dönüşür… B. Ergin BorobeyGönül penceresini açık bıraktım… Kimi camını kırdı, kimi çerçevesini…Seni adam sanmakla en çok aşka ayıp etmişim!Pişmanlık, düşmüşlerin masumiyeti demektir. KleistPişman olmayı kendine adet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hal, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara! - Hz. MevlanaBir serçeydim sürüden ayrılmış, gökyüzünde kaybolmuş, o ise bir kartalmış avlanmaya çıkmış gelmiş bula bula beni Pişmanlık SözleriVerimsiz kuru topraklarıma gelerek çiçek bahçesi yaptın her yeri. Kuşların eksik olmadığını, güneşin hiç gitmediği bir çiçek bahçesi. Parasal karşılığı olmayan. Her karışında sevgi, emek ve fedakârlık olan bu bahçenin tapusu senin ve senin eserin..Bir sabah üzerimde sen kokan bir kazakla uyanırsam ve mutfaktan dünyanın en güzel sesi “Kahvaltı hazır” diye bağırıyorsa, bundan ötesi bundan güzeli olɑmaz ve imkansızdır...Gelenler benimdir mutluluğumdur, gidenler pişmanlıklarım. Tutmak istemem onları ayrılmadan önce bilmiyordum hiç hayatın anlamsızlığını. En güzel şeylerin bile yavan kaldığını…Asıl hata, karşındakine haddinden fazla değer beklerim. Dönmen için değil, pişman olduğunu görmek sen ben olsan ve doyasıya sevmenin ne kadar zor olduğunu anlasan, keşke ben sen olsam ve böylesine sevilmenin tadını kal demeyi bilirdi, sende kalabilecek yüreği sana gel demeye. Ben çağırmasam ama sen yine de yolcu uğurladım yaşlı gözlerle arkasından bağırdım git güle güle o an dudaklarından döneceğim tüm gücümle haykırdım gecede önemli değildir yıldızları görmek, gündüzleri görebilmek marifet, sevmek önemli değil, yıllarca vazgeçememek marifet!Belki de tutmalıydım, bırakmamalıydım ellerini… Gurur yaptım, sustum öylece elveda der zaman pişman olursun biliyor musun? Yarım bıraktığını başkası tamamladığında!Ben senin girmek istediğin yolun sonundayım güzelim. O yolun sonunda sadece pişmanlık nasıl sensizliği ben yaratmadımsa, tadacağın bensizlikte benim eserim başımı kendi omzuma koyup gidiyorsam yenildiğimden değil, bir sırdı ve ben tutamadım O’nu İlgili Özlü SözlerGeçmişimi yargılama, ben artık orada yaşamıyorum!Sen bilirsin her gün birinin hayaliyle yaşamayı aldatılmanın acısını sevdiğinin başkasının olmasını senin yerine başkasına AŞKIM demesini sen ne bilirsin sevgilim deli gibi en gerçek hikayeydi. Bir erkeğin gözlerindeki Senden özür Dilerim Kalbini Kırdıysam çekip kırdığım için değil; ne olursa olsun gitmene izin verdiğim için kendimi tersine döndüreceğim, senide canından bezdireceğim, yaktığın ateşi söndüreceğim ,hesabım bitmedi daha gece ay bana sordu NEDEN seni ağlatan biriyle berabersin Aya baktım ve dedim ki sen hiç gökyüzünden vazgeçebilir misin?Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsan, yalnızlığımla paylaştıklarımı seninle paylaşsam, keşke senin adın yalnızlık olsa ve ben hep yalnız kadınların kalbinde, erkeklerin cebinde o kadar kırgınım ki, seni bin parçaya bölsem yetmez Ama kaybolacak bir parçana da gönlüm kolay değil benden kurtulman, hesabım bitmedi daha seninle, öcümü almazsam haram yaşamak, hesabım bitmedi daha seninleYaptığım Hatalardan Dolayı Senden özür Dilerim Bir daha tekrarlanmayacak Kusura bakma düşmüşlerin masumiyeti demektir. KleistMezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyorlar. İmam Gazaliİnsan istedi mi, pişman olmaya daima zaman bulur. MachiavelliYürüdüğün yollardan geçebilirsin bir daha fakat anılardan, ASLA!Bunca acıyı çekmez hiç kimse ve bunca ölümden kolay dönülmez bu kadar yeni bir meyhane keşfettim mezarlığın tam karşısında beni ararda bulamasan ya meyhanedeyim ya da tam karşısındaSeven ben sevilen sen ağlayan ben ağlatan yine sen!!Sevgiliye Pişmanlık Sözleri ResimliSevdiğiniz kişiyi kırdınız, yaptığınız hatadan dolayı pişman olduğunuzu anlatacağınız en güzel mesajları sizler için topladık. İşte sevgiliye pişmanlık mesajları;Korkum Sevmek Değil; Korkum Sevip de Ayrılmak… Korkum Kurşun Yemek Değil; Kalleşçe Vurulmak… Korkum Ölüm Değil; Senin Tarafından Unutulmak…Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi, kibrit bile çakmam!!Döndüğünde bulamayacağın bir ben varım artık hoşça kal yalan dünyanın yalancı insanı… Seni Allaha havale için kan dökmemi istiyorsan sana dünyanın şah damarını keserim illede senin kanın olacak diyorsan mühim değil ben seni toprakta da kalbimi kırmak suya yazı yazmaya benzer, kırılan kalbimi düzeltmek gece doğan güneşe benzer Sen o suya yazı yazmayı başardın şimdi güneşin doğmasını Sevmek Değil; Korkum Sevip de Ayrılmak… Korkum Kurşun Yemek Değil; Kalleşçe Vurulmak… Korkum Ölüm Değil; Senin Tarafından Unutulmak…Dönmeyeceksin biliyorum, tutmayacaksın ellerimden öpmeyeceksin dudaklarımdan sevmeyeceksin beni deli gibi, vurmayacaksın kalbine zinciri benden başkasını da alacaksın sevgilim!Sev öyle sev ki kalmasın sende gurur, Gurur’un başladığı yerde sevgi son bulurKaranlık gecede önemli değildir yıldızları görmek,gündüzleri görebilmek marifet, sevmek önemli değil, yıllarca vazgeçememek marifet!Bu SMS ile bir de öpücük yolluyorum sana özürlerimi kabul edip, beni affetmen için. O kadar değerlisin ki benim için, sensiz bir hayat ile İlgili ŞiirlerPişmanlık ve HüzünZaman çığlık dolu; bu son gecedenAydınlığa indi bütün kederlerBir ses 'uyan' diyor, 'ölüm gelmedenYoksa seni karanlığa iterler'Zaman çığlık dolu; bu son gecedenNeden korkuyorum, bilmem ki neden***Kelepçe vurdular, eyvah, dilimeEski bir ülkede, yitirdiklerimToztoprak misâli çöktü elimeRüyalar içinde getirdiklerimKelepçe vurdular, eyvah, dilimeÖksüz kaldı benden hece, kelime***Elim silahlı sermayem GururNeçiçekler benim; ne ben çiçeğimBir gün hesap için divan kurulurAyaklar altında kalır yüreğimElim silahlı sermayem GururKorkarım beni de alnımdan vurur***Pişmanlık ve hüzün hep yığın yığınBütün varlığımla soyujluyorumOrtasında kaldım bir bataklığınKurtarın dostlarım, boğuluyorumPişmanlık ve hüzün hep yığın yığınBahçesi harâbe tüm insanlığın***Karşımda yokluğun alev gözleriZindanlar içinde zavallı ruhumMükâfat mı, bana şu kan gölleriYoksa işkence mi, avutulduğumKarşımda yokluğun alev gözleriBana diş biliyor yıllardan beriDilene dilene eğilmiş belimYüzüm kaktüs yaprağına benzemişBİlmiyorum, neden böyle tembelimKim bana 'çalışma, yaşarsın' demişDilene dilene eğilmiş belimArtık görmüyorum, sağırım, kelim***Acaba çıkar mı yollarım düzeYoksa yokuşlar mı öldürür beniBirgün kavuşursam belki, gündüzeTalih bir defacık güldürür beniAcaba çıkar mı yollarım düzeSonsuzluğa, mutluluğa, denizeNurullah Genç***Bilmelisin kiBilmelisin ki… Bilmelisin ki …Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.***Bilmelisin ki …Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,anlam yükü o kadar azalır.***Bilmelisin ki …Karsındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasındaçizginin nereden geçtiğini bulmak zor.***Bilmelisin ki …Gerçek arkadaşlar arasına mesafe aşkların da!***Bilmelisin ki …Tecübenin kaç yasgünü partisi yaşadığınızla ilgisiyok,ne tür deneyimler yaşadığınızla var.**Bilmelisin ki …Aile hep insanın yanında olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve her zaman biyolojik değil***Bilmelisin ki …Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar daara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.***Bilmelisin ki …Bazen başkalarını affetmek insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.***Bilmelisin ki …Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya siziniçin dönmesini durdurmuyor.***Bilmelisin ki …Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz***Bilmelisin ki …İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerinisevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdiklerianlamına gelmez.***Bilmelisin ki …Her problem kendi içinde bir fırsat problem, fırsatın yanında cüce kalır.***Bilmelisin ki …sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun Yücelİlginizi ÇekebilirÖzür MesajlarıGöndermeli Sözler Rüyada ölmüş birini canlı görmek, hayırlı olaylara vesile olur. Ancak rüyadaki diğer belirleyici unsurlara göre olumsuz da yorumlanabilir. Peki, rüyada ölmüş birini canlı görmek ve öpmek ne demek? Rüyasında ölmüş birini canlı ve üzgün gören kişiyi hayatında ne gibi gelişmeler bekler? Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve konuşmak ne anlama gelir? İşte detaylar… Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek Rüyada ölmüş birini canlı görmek, rüya sahibinin aile ve iş hayatında birtakım olumlu gelişmelerin meydana geleceğine işaret eder. Özellikle kişinin yaşadığı sıkıntılar son bulur. İşiyle ilgili problemler de ortadan kalkar. Her şey yeniden yoluna girer. Kişinin üzüntü duymasına sebep olan olaylar biter. Rüya sahibi isteklerine kavuşur. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Elini Öpmek Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve elini öpmek, kişinin çok sosyal bir hayatı olmadığını ve insanlardan biraz uzak durduğunu anlatır. Rüya sahibi birisiyle konuşmaya başladığında çekinir ve buna bağlı olarak kızarır. Ancak rüyayı gören kimse bu durumdan yakın zamanda kurtulur. Artık insanlar ile sosyalleşmeye başlar, sohbet eder ve sevilen biri haline gelir. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Yıkamak Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve yıkamak, birinin hidayetine vesile olmak şeklinde yorumlanır. Rüya sahibi ailesiyle birlikte gam ve kederden kurtulur. Kişinin mal varlığı da artar. Bu rüya, insanları sıkıntıdan kurtaran birinin varlığına işaret eder. Yakın bir arkadaşı kendisine zarar vermek isteyebilir ancak bu çaba boşa gider. Rüya sahibi daha sabırlı ve sakin bir insan olur. Huzurlu ve mutlu bir hayat sürer. Kişi yetenek gerektiren önemli işler yapar. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Öpmek Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve öpmek, rüya sahibinin özlediği bir ortamın veya kişilerin olduğuna delalet eder. Kişinin uzun zamandır görüşmediği veya küs olduğu bir tanıdığı da olabilir. Bu rüya, bir yandan rüya sahibinin vicdan azabı çektiğini anlatırken; bir yandan da kişinin feraha kavuşacağına işaret eder. Rüyayı gören kimse geçmişte yapmış olduğu hatalarla yüzleşir ve onları tekrarlamaz. Kişinin kötü giden iş hayatı da düzelir. Maddi anlamda düze çıkar. Rüya sahibi hiç beklemediği bir iş sayesinde yüklü miktarda kazanç elde eder. Rüyada Ölmüş Birini Canlı ve Mutlu Görmek Rüyada ölmüş birini canlı ve mutlu görmek, kişinin düşmanlarından uzak duracağına işaret eder. Rüya sahibi bazı konularda karar vermekte zorlanabilir. Aile hayatıyla ilgili birtakım sorunlar ortaya çıkar. Kişi o kadar çok zarara uğrar ki uzun süre çalışsa bile açığı kapatamaz. En sonunda ne zamandır yapmak istediği bir işe girer ve büyük kazançlar elde eder. Rüya sahibinin uzun zaman ağlayan gözleri artık güler. Hastalıklarından da kurtulur. Rüyada Ölmüş Birini Canlı ve Üzgün Görmek Rüyada ölmüş birini canlı ve üzgün görmek, rüya sahibinin umut bağladığı işlerin geçim sıkıntısı ve darlık getireceği anlamına gelir. Ancak zamanla yaptığı işler açılır ve herkesi memnun eder. Beklenmedik olumsuzluklarla karşılaşabilir. Ağzının tadı ve neşesi kaçar. Girdiği işlerde bir türlü düzen oturtamaz. Maddi anlamdaki sıkıntıları yavaş yavaş sona erer. Sonunda rüya sahibi rahat bir nefes alır. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Sarılmak Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve sarılmak, rüya sahibinin yaşadığı sıkıntıların ardından refaha kavuşacağına delalet eder. Kişinin işleri düzelir ve hanesine bolluk, bereket girer. Ayrıca bu rüya, kişiyi sağlığına dikkat etmesi, sinir ve stresten uzak durması konusunda uyarır. Çünkü rüyayı gören kimse bu dönemde hastalıklarla ve üzücü olaylarla mücadele etmek durumunda kalabilir. Rüyada Ölmüş Birini Tabutta Canlı Görmek Rüyada ölmüş birini tabutta canlı görmek, rüya sahibinin çok başarılı bir döneme girdiğini haber verir. Kişi her konuda verdiği kararlar ile ilgili olumlu karşılıklar alır. Yaşadığı birtakım sıkıntılar geride kalır. Maddi ve manevi olarak ciddi kazançlar elde eder. Rüya sahibi yakın zamanda düze çıkar ve daha iyi bir hayata sahip olur. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Konuşmak Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve konuşmak, ne konuşulduğuna göre farklı yorumlanır. Eğer ölmüş biri rüya sahibine güzel şeyler söylüyor ve iyi haberler veriyor ise rüya sahibinin Allah tarafından sevilen biri olduğuna işaret eder. Aksine ölmüş kimse kötü sözler söylüyor ve rüyayı gören kişiyi üzüyor ise Allah katında halinin kötü olduğu rivayet edilir. Ölmüş biri gülerek konuşuyorsa vefatından sonra affedilmiş olabilir. Rüyada Ölmüş Birini Canlı Görmek ve Ondan Para Almak Rüyada ölmüş birini canlı görmek ve ondan para almak, rüya sahibinin başına talihli bir olay geleceğine işaret eder. Bu rüyayı gören kimse iş hayatında başarılı olur. Çalışmaları herkes tarafından takdir toplar. Ayrıca kişi mal mülk sahibi olabilir. Geçimini kolaylıkla sağlar ve hayatı boyunca refah içinde yaşar. Rüyasında ölmüş birinden borç para aldığını gören kimse sonu iyi olmayan işlere girer ve zarar eder. Rüyada Ölmüş Birini Canlı ve Ağlarken Görmek Rüyada ölmüş birini canlı ve ağlarken görmek, o kimsenin rahat edemediği anlamına gelir. Bu durum rüya sahibini mutsuz etse de aslında kendisini iyi bir olayın beklediğini haber verir. Rüyayı gören kişi başkasına karşı olan sorumluluğunu yerine getirir ve hakkındaki kötü düşünceleri ortadan kaldırır. Rüyada Ölmüş Birini Canlı ve Gülerken Görmek Rüyada ölmüş birini canlı ve gülerken görmek, kişiyi endişelendiren ne varsa yok olacağına işaret eder. Rüya sahibi hayatta rahat bir nefes alır. Üzerinden büyük bir yük kalkabilir. Kendine olan güveni artar. Sorunlarını kolaylıkla çözer. Kendisini daha enerjik hissedebilir. Rahatsız olduğu şeyleri tek başına halleder. Yakın çevresinden takdir toplar. Kararları onay görür. Aldığı kararlar büyük bir sevinç ve mutlulukla karşılanır. Zeki Demirkubuz’un kendini sürekli sorgulamak ve teorik herhangi bir sorun da olsa ona karşı yaklaşımda temelde kendini sürecin kritik bir aşamasına yerleştirip, orada ne yapardım üzerinden bunu yapan ne hissetmiştir diye düşünerek hayatı anlama ve okuma çabası hem üretkendir hem de tüketici. Boğaziçi’nde okuduğum yıllarda solcu bir arkadaşım vardı, İstanbulluydu, yurtta kalırdı, çünkü ailesinin evi Pendik’teydi. Hafta sonları eve her gittiğinde bir ara durmadan Nietzsche okumaya başlamıştı, süreçten geç haberim olmuştu, oysa yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi o zamanlar. Sırayla hepsini okudu Türkçede yayınlananları, bir ara duydum ki Nietzscheci olmuş, konuştuk. O zamanlar yarım kalmış bir Zerdüşt Böyle Buyurdu denemem olmuştu, onun dışında çeşitli aforizmaları, sözleri, şurada burada alıntılanan, sadece onları okumuştum. Ben de inançlı bir sosyalisttim, ne diyor Marx hakkında Nietzsche? Küçük görüyor dedi. Neyi küçük görüyor? Toplum için, başkaları için bir şeyler yapmayı, köle ruhluluk olarak görüyor, şaşırdım, köle ruhluluk neresindeki bu işin, aksine gönül yüceliği gerekir dedim. Neyse, laf dönüp dolaştı, ne okur, ne anlatır, teorisi nedir dedim. Okumaz o, sadece düşünür, kendi içine dalmış, kendini dinliyor, durmadan düşünüyor, zaten migreni var, gözleri de az görüyor, okumayı da gereksiz buluyor dedi. Şaşırdım. Yirminci yüzyıl felsefesini etkilediğini, kendi yaşamı boyunca çok az okunduğunu ve bilindiğini, asıl ölümünden ya da delirmesinden sonra anlaşıldığını, ama büyük bir inançla gelecekte keşfedileceğini bildiğini söyledi. Ben böyle bir insanın okumadan, tarihle hesaplaşmasını yapmadan, sadece kendi başına düşünerek kitap yazamayacağını, yazsa bile bunun geleceğe kalmayacağını söyledim. Bu şaşırdı, inanmadı, Nietzsche’nin böyle anlattığını Ecce Homo, onun yalan söylemez olduğunu ekledi, ben imkânsız dedim, ben de durmadan düşünüyorum, insanın kendini keşfetmesi için bile okumasının zorunlu olduğunu anlattım. O sırada bir başka arkadaş geldi, Nietzsche’nin yaşı ilerlediğinde, örneğin otuzunu geçtikten sonra hastalığının da arttığını, giderek zaten okuyamaz hale geldiğini, ara sıra bazı kitapları okuduğunu anlattı, ama ekledi Nietzsche bir filologdur. İş o zaman anlaşıldı, bu gerçekten olabilir, yani 30 yaşına kadar ciddi olarak okuyan, bir uzmanlık alanı olan birisinin iyi bir bellekle, derin bir hesaplaşmaya girebileceğine ikna oldum. Çoğu insan söylemez, Nietzsche’nin eserlerinde kökeni Antik Yunan Felsefesine ve sanatına dayanan çok şey vardır, hatta özü oradadır, ama kendi biyografisini yazarken, kendi felsefesinin dayanaklarını bile tam olarak açığa çıkartamayan birisi, ne zavallıca! Bu biraz şaşırdı, kabul etmek zorunda kaldı, insan kendini keşfetmeden, yani literatürle kavgasını vermeden, yalnızca düşünerek büyük eserler yaratması imkânsızdır, ilk önce kitaplar insana düşünmeyi öğretir çünkü. İnsanlığın bilmem kaç yılda kat ettiği bir süreci kendi başına kat etmesi, üstelik bunu bir ömre sığdırması imkânsızdır. Ama bir insanın çok iyi öğrendiği bir alan üzerine dayanarak, oradan başka alanlara pek çok yöntembilgisel taşıma ile yeni bir bilgi türetiyormuş gibi üretimde bulunması, ya da sistematik uzmanlaşma yaşadığı bir alandan analitik bir sorgulama sürecini başka alanlara taşıması mümkündür, ama elbette sınırlı bir biçimde. Şunun için, ne bilgi biter, ne de doğanın bir insan için yeni ve farklı bir durum yaratma ve onda keşfedilecek yeni bir unsur yaratma potansiyeli, buna ister insanın dinsel imtihanı deyin ister doğanın sonsuz doğurganlığı, keşif sonsuzdur, döngü ve tamamlanmış bir imtihan dünyası eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu açıdan Nietzsche ve sürekli kendini sorgulama süreçleri için sadece şunu söyleyeyim, insanın kendisiyle radikal hesaplaşması açısından insanlık için büyük bir deneyimdir Nietzsche’nin kat ettiği yol, ama tamamlanmış bir deneyim içinse son derece kısırdır, çünkü analitik olmayan bir şeyin hem ömrü sınırlıdır, hem de sorgulayıcı yanı, yani kalıcılığı. Çünkü ister bir felsefi eser olsun, ister bir sanatsal yaratı ya da politik bir söylem, hatta Nietzsche’nin de Şen Bilim’de söylediği gibi, ilk önce ne dediği kadar ne demediğini de belirtmek zorundadır, bunun için analitik bir yaklaşımdan daha derin ve kalıcı bir yöntemi insanlık bilmiyor. Ne oldu, sonunda, en sıradan ve en bayağı, adilik yolundan hiç şaşmayan insanların da içinde bulunduğu ve yenilen insanın kendisiyle yüzleşme çabasına da eşlik eden bir metin çıktı ortaya. Nietzsche’nin faşizme esin kaynağı olması, ya da eylem kaçkınları için bir sığınak olması meselesine gelince, hem kendisiyle yüzleşmesi nesnel dayanağını kaybettiği için, hem de eserine karşı toplumsal tepkiler her zaman eksik kaldığı için, sahipsizdir. Yalnızlığının ürettiği saldırganlık nedeniyle Nietzsche “savaş sevgili kardeşlerim” diye nutuklar attı. Çok açık, Nietzsche Alman ordusuna katılmış, yaralanmış, bir savaşa katılma arzusu hastalıkları nedeniyle reddedilmiş birisi. Onun yücelme ve kendi hududunu görme arzusu karşısında, Dostoyevski’nin eylemde uç noktalara gidip, kendiyle hesaplaşma süreci arasında büyük bir fark var. Nietzsche pek çok insani edime karşı büyük bir horgörme ile yaklaşabilir, ama sonuç olarak kendi psikolojik çözümlemeleri, çok açık ve yalın bir gerçektir bu, Dostoyevski’ninki karşısında çelimsiz kalır. Kendi hudutlarını göremeyen birisidir, onun kendisiyle mücadelesi dinsel perhizciliğe benzer, aynı nedenle büyük lafları cezp edici aforizmalar şeklinde söyleyebilir, ama eylemin bilgisi her zaman eksik kalacaktır. Kendini dinle elbette iyi edersin, ama eylem çağırdığında, kendinle yüzleşmeni sağlayacak olan kendi hataların ve elbette yolda giderken yaptığın rasyonalizasyonlarındır. Nietzsche bir filozof olarak bütün iddialarının aksine yaşamı kastre eden birisidir, yalnızlık ve ormanlar, deniz kenarları, ırmak boyları, insanlardan kaçış ve hayvanlarla söyleşiler hayatında önemli bir yer tutar, ama insan deneyimleri ve elbette yaşamın kendini sınaması açısından züğürttür. Dostoyevski’yi yapan şeyden, yani eylem içindeki felsefeden biraz habersizdir. Şan ve nam için büyük nutuklar atarken, aslında yaratıcı değil kısırdır. Aslolan ötekiyle empati yaparken, ötekinin eylemine açık olmaktır, yoksa eylemi kastre ettiğinde kaçınılmaz olarak kendini de kısırlaştırmış olursun, hayata bağrı açık olmayan insan, küçük insanı tuhaf derecede iyi tanıyabilir, ama aynı zamanda aklını da köreltecektir. Yücelik peşinde koşarken, insanın insan olmaya yakışır büyük erdemlerinin de keşfedilme ve kendini sınama süreci eksik kaldığı için, gururla haykırdığı büyük sözler, hayatın sınayıcılığı açısından her zaman kısır kalacaktır. İsteyen zafer peşinde koşsun, bilgelik ancak yenilgiyle gelir çünkü. Zafer peşinde her tür yüceleştirme çabası eninde sonunda pratik hayatın zenginliğini kurmaca dünya içinde yeniden yaratamaz, Nietzsche’nin kendince başyapıtı saydığı Zerdüşt Böyle Buyurdu’nun olgusal dünyası, insana dair iç gözlemleri, ister Shakespeare isterse Dostoyevski’yi alalım, müthiş kısır kalır, kuru nutuk formatına bürünür, eylemin zenginliği eksiktir çünkü. Eylem yani somut alanı yalnızca kişiyi kendiyle yüzleştirmez, aynı zamanda sonsuz bir durum zenginliği yaratır. Zeki Demirkubuz için açıkça söylemem gerekirse, filmlerinin kurmaca dünyası ne yazık ki sınırlıdır, insanın kendi tasarımının zenginliği için kritik halkayı kurarken çok ciddi durumları yaratması gerekir. Bunu da eylemden başka verecek, hayatın akışından türetmekten başka bir şey yoktur, doğanın yarattığı durumlar karşısında, insanın kendi tasarımları her zaman çok kısır kalır. Bu anlamda hem Shakespeare’in en büyük oyunlarının monografilere dayanması, Dostoyevski’nin inanılmaz pratik eylemi üzerine inşa edilmiş romanları, hep belirli bir çatıyı doğadan devralmaya dayanır, üstelik bu doğadan devralınan olgular dünyası, yalnız yazar için değil, okuyucu ya da seyirci için de müthiş ortak deneyim alanı yaratır. Büyük aforizmaların etkisi sınırlıdır, aforizmanın en iyi gideri eylemin en kritik anında söylendiğinde yerini bulur. Bu açıdan söyleyeceğim şu, evet bir yüzleşme insana çok şeyi getirir, ama gerisinde zengin bir eylem alanı üzerine inşa edilmişse, hayatı yadsıyan tavır aynı zamanda bilgelikten ve yenilginin sonsuz eğiticiliğinden de uzak kalır. Gurur şenliği düzenleyip Nietzsche’nin üstinsanı peşinde koşarken, insan kendi eylemleri için rehber bulmak yerine, kimi sonuçlar çıkardığında, bazı şeylerde ortaklaşabilir, ama o kadar olur. Hayatı kısırlaştırmak yeniden hayata aç olmaktan başka sonuç vermez, önemli olan el etek çekip büyüklük nutukları atmak değil, hayatın içinde saf ve büyük olmaktır, nesnellik ya da gerçeklik eğiticidir, çünkü biricik sınama merciidir, alternatifi yoktur ve onun karşısında her zaman yetersizizdir, yetersizlik ise yüzleşmenin en temel nedenidir. İnsan çok güçlü olsaydı, bırakın sorgulamayı ya da yüzleşmeyi sadece daha yıkıcı olurdu, insanı ahlaklı/erdemli/bilge yapan güçsüzlüğüdür, yenilgi esastır, yara iyidir. Zengin duygu dünyası, züğürt olgu dünyası yaratıcı için yalnızca sığlaştırıcı olabilir. 521 Bu bilgiyi aldığınız kaynağı atar mısınız? Kaynak Hz. Muhammed. 522 Az önce arkadaşımla geçen konuşmada bunu söylemişti nedense aklıma geldi. 523 Canerknk hocam sizlerin dediği hadis muhtemelen. Bu durumu açık şeklide söyleyen bir ayet yok ancak her ayet çarpıtılarak istenilen söyleniyor. Hz. Peygamber asv şöyle buyurmuştur “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten ve ancak Cenab-ı Hakk’ın bildiği bir müddet geçtikten sonra Allah Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın’ buyuracak ve çıkarılacaklardır…” Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149. Xantern neden bu şekilde kestirip atıyorsunuz hocam ? Bu sözlerinize istinaden ''kötü bir insansa cennete gidemez.'' bu durumlar hakkında kesin cehennemde kalır veya cehennemden sonra cennete girecek şeklinde ne bir ayet, ne bir kaynak var. Mümin olarak ölecekler için Mümin olmayanlar için kesin azap olacağı söylenen ayetler mevcut ancak iman edenler için ayet mevcut değil. 524 Canerknk hocam sizlerin dediği hadis muhtemelen. Bu durumu açık şeklide söyleyen bir ayet yok ancak her ayet çarpıtılarak istenilen söyleniyor. Hz. Peygamber asv şöyle buyurmuştur “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten ve ancak Cenab-ı Hakk’ın bildiği bir müddet geçtikten sonra Allah Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın’ buyuracak ve çıkarılacaklardır…” Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149. Xantern neden bu şekilde kestirip atıyorsunuz hocam ? Bu sözlerinize istinaden ''kötü bir insansa cennete gidemez.'' bu durumlar hakkında kesin cehennemde kalır veya cehennemden sonra cennete girecek şeklinde ne bir ayet, ne bir kaynak var. Mümin olarak ölecekler için Mümin olmayanlar için kesin azap olacağı söylenen ayetler mevcut ancak iman edenler için ayet mevcut değil. Ben de bu ayetin süslü püslü olmayan versiyonunu söyledim... 525 Canerknk hocam sizlerin dediği hadis muhtemelen. Bu durumu açık şeklide söyleyen bir ayet yok ancak her ayet çarpıtılarak istenilen söyleniyor. Hz. Peygamber asv şöyle buyurmuştur “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten ve ancak Cenab-ı Hakk'ın bildiği bir müddet geçtikten sonra Allah Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın' buyuracak ve çıkarılacaklardır…” Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149. Xantern neden bu şekilde kestirip atıyorsunuz hocam? Bu sözlerinize istinaden "kötü bir insansa cennete gidemez." bu durumlar hakkında kesin cehennemde kalır veya cehennemden sonra cennete girecek şeklinde ne bir ayet, ne bir kaynak var. Mümin olarak ölecekler için Mümin olmayanlar için kesin azap olacağı söylenen ayetler mevcut ancak iman edenler için ayet mevcut değil. Kuran'da neden orada sonsuza dek kalınacağı söylenir? Ben de bu ayetin süslü püslü olmayan versiyonunu söyledim... Ayet değil. Hadis. 526 Kuran'da neden orada sonsuza dek kalınacağı söylenir? Ayet değil. Hadis. Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149 Bu ayet olduğu anlamına gelmiyor mu? Ben öyle sanıyordum. 527 Yine bir din konusu ve uzayan giden, ucu bucağı bulunmayan sohbet... 528 Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149 Bu ayet olduğu anlamına gelmiyor mu? Ben öyle sanıyordum. Buhari, hadisleri toplayan bir adam. Bu da onun kitabında geçen bir hadis. 529 Kuran'da neden orada sonsuza dek kalınacağı söylenir? Ne demek istediğiniz anlayamadım hocam. Kuran'da şirk koşan ve iman etmeyenler için sonsuz azap olduğu açık şekilde belli ancak iman eden kişiler için durumun aynı olmadığını söyledim. Yani sizlerin "kötü bir insansa cennete gidemez." kısmını tamamı ile çürüttüm. Burada kötüden kastınız nedir? İşin felsefik değil İslam kısmında olduğum için ne kötüdür kısmına girmiyorum. 530 neden allahın olduğu kanıtlanmıştır gidin kuran okuyun anlarsınız ateistler. Umarım şaka yapıyorsundur. Yani şu konuların açılmasına karşıyım. Cevap da vermeyeyim diyorum ama yorumlara bak aga. Kafayı yersin. Kur'an şöyle diyor, böyle diyor. Şu an elimin altında Kur'an var, anlaya anlaya, not ala ala okuyorum ve birçok da yanlış buldum. Kur'an, bilim ile çelişmez diyen ilahi profesörleri, hangi işkembeden sallıyor, işlerine gelmiyor da bilerek mi sallıyor yoksa gerçekten de gözleri kör mü olmuş anlamadım? "Tanrı var mı?" sorusu baştan hatalıdır. Hee ama bu soru sorulabilir mi? -Evet. Ama düzgün bir tartışma ortamında. Peki, burası düzgün bir tartışma ortamımı? - Kimse bunu bilemez. Ancak Descartes gibi Tanrı fikri oluşturabiliriz.

ölen kişinin gözleri neden açık kalır